İslam Devletinde Yaşayabilecek İnançlar Ve IŞİD’in ‘Ebedi’ Olması Konusu

İslam Devletinde Yaşayabilecek İnançlar Ve IŞİD’in ‘Ebedi’ Olması Konusu
Ekim 11 11:57 2017

 

Asya’nın Sesi Haber Merkezi

Suriye savaşı hakkında yaptığı analizlerle tanınan Ahmed El Hamdan’ın IŞİD’in gerçeği yansıtmayan iddialarına verdiği cevapları Türkçeleştirmeye devam ediyoruz.

Bu bölümde IŞİD Kadısı Türki Bin Ali ve IŞİD Sözcüsü Adnani’nin El Kaide Lideri Dr. Eymen Zevahiri’ye yönelik eleştirilerine ve IŞİD üyelerinin örgütleri için ‘baqiye’ (ebedi) kelimesini kullanmasının İslami açıdan değerlendirilmesi yer alıyor.

Ahmed El Hamdan şunları söyledi:

“Şeyh Zevahiri konuşmalarının birinde Putperestler, Budistler, Hindular… vs. gibiler hakkında; “İnşallah İslam Devleti kurulursa, onlarla huzur içinde yaşayabiliriz demiştir”(56). Buna itiraz eden Turki Binali ve Adnani ise şöyle demiştir: “Kurulacak İslam Devletinde Hindu ve Sih’lere hiçbir halde yer yoktur ve ilim ehlinin doğru olan görüşüne göre, Darul İslam’da yalnız kitap ehli ve benzer kitapları olanlar kalabilirler”(57). Yani diyorlar ki, cizye bir tek kitap ehlinden kabul edilir, müşriklere gelince ya İslamı kabul eder ya da yüzleşecekleri kılıçtır.

Buna cevap olarak biz diyoruz ki, İmam Kurtubi tefsirinde İmam Malik ve El Evzai’nin tüm müşriklerden kısmen cizye kabul edilebilir görüşünü aktarmıştır. El Evzai şöyle demiştir: “Cizye her putperest, ateşperest, kafir ve inkarcıdan alınır. Ve İmam Malik’in görüşüne göre, cizye mürted hariç, Arap olsun olmasın, Teğlebi veya Kureyşi tüm sınıf şirk ehlinden ve kafirlerden alınır. Ve İbn El Kasım, Es Hab ve Sehnun şöyle demiştir: Cizye, Mecusi Araplardan ve tüm diğer Mecusi milletlerden alınabilir”(58). Bunun delili ise Sahih Muslim’de rivayet olunan hadistir. Rasulullah sav yolculuğa çıkacak olan tüm askeri liderlere hitaben şöyle demiştir: Müşriklerden düşmanla karşılaştığınız zaman onları üç şeyden birine davet edin ve hangisini kabul ederlerse onlardan onu alın ve savaştan kaçının. Onları İslama çağırın, kabul ederlerse onlardan onu alın, yok kabul etmezlerse cizye ödemelerini isteyin ve eğer cizye ödemeyi kabul ederlerse onlardan onu alın ve savaştan kaçının.(59)

İbn Kayyım bu hadisi yorumlarken şöyle demiştir: “Alimler bu konuda farklı görüşlere sahip olsalar da nihayetinde cizyenin kitap ehlinden ve Mecusilerden kabul edilebilir görüşünde icmaya varmışlar. Ebu Hanife şöyle demiştir: Cizye, kitap ehlinden, Mecusilerden ve Arap putperestler hariç, diğer milletlerden olan putperestlerden alınabilir.

İmam Ahmed ise şöyle demiştir: Hadisten anlaşıldığı gibi, kitap ehlinin altı çizilmeden ve kafirler arasında fark koyulmadan cizye tüm kafirlerden kabul edilebilir. Ve ayrıca Allah Resulü sav seriyye ve gazvelerinde genelde Arap müşrikleri ile savaşır ve cizye verene kadar onlarla savaşı emrederdi. Bu yüzden cizye Kurana göre kitap ehlinden ve Sünnete göre de çoğu kafirlerden kabul edilebilir. Ve Allah Resulü sav ateşperest olan Mecusilerden cizye kabul etmiştir ki, kendilerinin putperestlerden hiç bir farkı yoktur.”(60)

Dikkat ediniz ki, cizye müşriklerden kabul edilemez diyenler, kimlerden kabul edilebileceğini söylemiyorlar ve böylece doğru menhecten sapmış ve delalete düşmüş oluyorlar, neden? Çünkü, kendileri böyle konuların tartışmalı olduğunu ve şahsı sapık aşamasına getirmediğini biliyorlar. Fakat içlerinden cahil ve ahmak olanlar işin farkını anlamadan her içtihadi konuyu tevhidin esasları zannederek anlaşamadıkları herkese bidatçi ve sünnete muhalif yaftası vuruyorlar.

Ve dikkate değer bir husus da, 1300 yıl süren hilafetin yıkılışından sonra Budistlerin, Hinduların, Sih’lerin ve putperestlerin bir zamanlar hilafetin yönettiği topraklarda hatta bugün de var olduklarını görüyoruz. Ve ben anlamıyorum zamanında o toprakların yöneticileri tüm müşrikleri bitirmişler mi, yoksa cizye kabul ederek Turki Binali ve Adanani zihniyetince sapmışlar mı?

Turki Binali şöyle devam ediyor: “Ve hatta kitap ehli ve benzer kitapları olanlarla bile barış ve sükunet içinde yaşamamalıyız, aksine alimler ehli zimmeden olanların köle ve aşağılanmış halde yaşamaları gerektiğini belirtmişlerdir.”(61)

Kişinin köle ve lakin huzur içinde yaşayabilmesinde bir tenakuz yoktur, kişi aşağılanmış fakat hayati güvence altında yaşayabilir. O zaman Dr. Eymen Ez Zevahiri’nin sözlerindeki anlaşmazlık nerede? Yoktur!

Adnani tarafından Zevahiri’nin Hristiyanlarla ulusta ortağız sözüne itirazına gelince,  Zevahiri kendisine şöyle cevap vermiştir: “Onlar iddia ediyorlar ki, ben Hristiyanları yönetimde ortaklığa çağırdım, halbuki  bu onların yanlış tespitidir. Ben ulusta ortağız sözümle, tarımda, ticarette ve finansta şeriatımızla onların mukaddesatını koruruz dedim.”(62)

Bu yüzden Adnani’nin itirazları geçersizdir.

Sonuç olarak, eğer sapık fırkalardan karşı koymadıkları müddetçe kendilerine karşı savaşmamak sapıklığın ve menhec bozukluğunun alameti ise, o zaman bu zihniyete göre Ebu Musab El Zerkavi sapmıştır, çünkü kendisi şöyle demiştir: “İki nehrin bulunduğu topraklarda (Mezopotamya’da) fırkalardan; Sabinler, Yezidiler şeytana tapanlar, Keldaniler (Mütercim: İbrahim’in as nesli) ve Asurlular vardır ki, kendilerinin İslamla bir bağı olmamasına rağmen, biz elimizi uzatıp onlara zarar vermeyiz ve oklarımızı onlara taraf çevirmeyiz ve onların haçlı birlikleri ile mücahitlere karşı savaşa dahil olduklarını görmedik.”(63)

Zevahiri’nin; bize karşı koymadıkca kendilerine karşı koymayız sözü ile Müslüman olmayan fırkalara güvence teminatı vermediğini biliyoruz. Ve kendisi “cihadi çalışmalarda genel talimat” isimli konuşmalarının birinde şöyle demiştir: “Ehli Sünnete karşı savaşmadıkça, sapık fırkalardan olan Rafizi, İsmaili, Kadıyanisi ve Sufilere karşı savaşılmamalı ve cevap savaşı, savaş açan tarafla kısıtlanmalıdır. Müslüman topraklarındaki Hristiyan, Hindu ve Sih’lerle de savaşılmamalı ve eğer size karşı savaşırlarsa, savaş oranında savaş açan tarafla kısıtlanmalıdır.”(64)

Fakat okumayan yahut okuyup da anlayamayan için ne yapabiliriz!

*******

Adnani tarafından devletleri hakkında “baqiye” kelimesinin kullanılmasına gelince; Şeri bakış açısından ebediyen kalmak Allah’ın sıfatlarındandır ve Onun dışında hatta bu devlet bile olsa yok olmaya mahkumdur. Allah cc kuranda şöyle diyor: (Yer) Üzerindeki her şey yok olucudur; Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin vechi baki kalacaktır.(Er Rahman 26-27)

Dipnotlar:

(56)Cihadi çalışmalar için genel talimat(sayfa 4)

(57)Eski şeyhim, bu aramızdaki ayrılıktır(sayfa24)

(58)El Kurtubi tefsiri(10\163)

(59)Sahih Muslim:1731

(60)Ehli Zimme’nin hükmü(1\87,88)

(61) Eski şeyhim, bu aramızdaki ayrılıktır(sayfa25)

(62)Allah’tan başkasına boyun eğmeyeceğiz (Muzaffer ümmete kısa mesajlar serisinden 5. konuşma)

(63)El Alkamın torunları geri dönmüştür, 18 Mayıs 2005

(64) Cihadi çalışmalar için genel talimat(sayfa 3,4)

 

  Bu yaziya ait etiketler:
  Kategoriler: