“Sana Nasihat Edeceğim, Dünya Ve Ahireti Kaybetmeden Dinle”

“Sana Nasihat Edeceğim, Dünya Ve Ahireti Kaybetmeden Dinle”
Şubat 21 15:24 2018

 

Asya’nın Sesi Haber Merkezi

Suriye savaşının önde gelen isimlerinden ve Davet Merkezi Başkanı Dr. Abdullah Muheysini, kendi aralarında savaşan Sünni Muhalifler hakkında yeni bir açıklama yayınladı.

Dr. Muheysini, açıklamasında Asya’nın Sesi Haber Merkezi’nin 2009 yılında tercüme ettiği Atiyetullah El Libi’nin ‘Müslüman Kanının Kutsiyeti’ başlıklı videosuna da gönderme yaptı.

Dr. Muheysini şunları söyledi:

“Sana nasihat edeceğim, dünya ve ahireti kaybetmeden dinle…

İslam, cihad ve ribat kardeşim, bana inan. Senin için korkuyor ve sana nasihat ediyorum.

Allah’ın düşmanlarıyla savaşında sana eşlik ettim. İkimiz de birbirimizden önce öldürülmeyi temenni ediyorduk.

Lakin ey kardeşim; dünya ve ahireti kaybedeceğin bir musibetin sana gelmesinden korkuyorum.

Bunun ne olduğunu biliyor musun?

Allah’ın haram kıldığı canın haksız yere öldürülmesidir.

Vah vah, onun günahı ne şiddetlidir!
Vah vah, bununla Allah’ın karşısına çıkacak kişi ne kadar miskindir!

Seni ikna etmek için birilerinin sunduğu mazeretler çoktur gerçekten; bu ve şu sebeplerle mücahid kardeşinle savaş…

İlk başta bu sebep sana doğruymuş gibi gelir.

Falan ve filan bana fetva verdi de diyebilirsin.

Fakat sana Nebi (s.a.v)’nin sözünü hatırlatayım: “İnsanlar sana fetva verseler bile…”
Bu fetva asla Allah katında sana bir hüccet olarak yetmeyecektir.

Hiç kimse fetvasız birinin kanına girmez, hatta Hariciler dahi fetva almaktalar! Rejim askerleri dahi fetva almaktalar! Hatta Sisi’nin askerleri dahi fetva almaktalar!

Lakin…

Bana inan kalbimin sevdiği: Allah katında mazeretlerin çoğu fayda vermez.

–Peygamber sav’in sevdiği– Usame, “bir kafiri şehadet getirmesinden sonra öldürdü.”

Dikkat et “şehadet getiren kafiri öldürdü, kafirlerle savaşmış bir mücahidi öldürmedi.”

Üstelik mazereti de güçlü idi. Kafirlerin safında savaşan bir kafiri öldürmüştü. Öldürülmekten korkunca şehadet getirmişti! Bu kafirin kelime-i şehadet getirmesi korkudan olabilirdi.

Buna rağmen bu mazeret, Rasulullah’ın yanında ona bir fayda vermemişti. Aksine Allah’ın salatı ve selamı üzerine olsun, ona kızdı ve sarsıcı sözler söyledi.

Ona dedi ki: “Kıyamet günü ‘la ilahe illallah’ ile sana geldiğinde ne yapacaksın?”

Şam Cihadı ve diğer sahalarda mücahid kardeşini öldürme hatasına düşen ne kadar da miskindir. Öyle bir hataya düşmüştür ki; bu yüzden dünya ve ahiretini kaybedebilir.

Kimseyi öldürmese de destek kuvvet olarak katılan kişi ne kadar da miskindir. Bu ona pişmanlık olarak yeter.

[Çünkü; her kim bir Müslüman kardeşine bir demir doğrultursa melekler onu lanetler.]

Kimseyi öldürmese dahi bir kelime ile tahrikte bulunan kişi ne kadar miskindir.

[Çünkü; kim bir Müslümanın ölümü için yarım kelime dahi olsa yardım etse, Allah katında onun Allah’ın rahmetinden yoksun olacağı yazılmıştır.

Müslüman kardeşini öldürmek için ilk gerçekleşecek seferberliğe katılmaya hazır olan kimseye ne yazıktır.

Ne zavallı ve ne zavallı ve ne zavallıdır o kimse ki, kardeşlerine karşı olan savaşın başını çekmiştir.

Onun üzerinde kendi günahı ve onun peşinden giden zavallı askerlerinde günahı vardır.

Ey Atiyatullah el-Libi! Allah seni Cennet ehlinden kılsın. Kanınla bu yüce sözler yazılırken şöyle dedin: “İman eden bir kişinin kanının kutsiyetinin ne derece önemli olduğunu açıklamada Peygamberin (sav) şu sözü yeterlidir: “Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bütün dünyanın yok olması, Allah katında bir Müslümanın, haksız yere bir müslümanı öldürmesinden daha önemsizdir.” Bırakın dünya yok olsun. Bırakın biz, örgütlerimiz, gruplarımız ve planlarımız mevcudiyetlerini yitirsin. Fakat ellerimiz, Müslüman kanını haksız yere akıtmaya sebep olmasın. Bu, net ve kesin bir meseledir.

Vallahi ben saatlerce şaşkınlığa düşüyorum! Bu dehşet verici ayeti okuyan birinin, kendisi gibi bir Mücahidi öldürmeye çıkması akıl alacak gibi değil! Hatta seferberlik konvoyuna katılması bile akıl alacak gibi değil.

“Kim bir Mümin’i kasten öldürürse cezası içinde ebedî olarak kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap ve lanet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisa:93)

Kardeşlerim, bu paylaşımın tüm Mücahidlere, hatta tüm Şam topraklarına ve onun dışındaki topraklara ulaşmasını istiyorum ki, El-Cebbar olan yüce Allah’ın huzuruna çıkacağımız günün zimmetinden beraat edelim.

Sizlerden Allah için bunu Telegram, WhatsApp, Facebook ve Twitter sayfalarında paylaşmanızı istiyorum…”

Dr. Abdullah Muheysini’nin sözünü ettiği Atiyetullah El Libi’nin 2009 tarihli konuşması, Asya’nın Sesi Haber Merkezi tarafından Türkçeye kazandırılmıştı:

 

  Bu yaziya ait etiketler:
  Kategoriler: