‘Taliban Değişti’ İddiasının İncelenmesi -Analiz-

‘Taliban Değişti’ İddiasının İncelenmesi -Analiz-
Mart 14 14:21 2018

 

Asya’nın Sesi Haber Merkezi

IŞİD’in ortaya çıkışıyla Küresel Cihat Ekolünde yaşanan bölünme, inanç esasları ve savaşın hedeflerinde de derin ayrılıkları beraberinde getirdi.

Tekfir-eğilimli görüşlerini uzun süredir açıkça ilan etmeyen çokları IŞİD’e katılırken çetin savaş şartlarını göze alamadığı değerlendirilen bir kısmı ise IŞİD’e katılmasa da benzer görüşleri açıkça savunmaya başladı.

Uluslararası Güvenlik konularında haber ve analizler yayınlayan Asya’nın Sesi Haber Merkezi, tekfir konularının özellikle Ortadoğu’daki savaşları direkt etkilediği gerekçesiyle konu hakkında yazılar yayınlıyor.

‘Taliban’ın değiştiği’ veya ‘El Kaide’nin değiştiği’ konusunda ileri sürülen iddialara birçok haber-analizle karşılık veren Haber Merkezimiz, tekfir-eğilimli görüşlerin iddialarını bastırmıştı.

Taliban’ın Bin Ladin, Atiyetullah Libi ve Zerkavi tarafından itiraz edilmeyen fikir ve uygulamalarının IŞİD’in çıkışıyla oluşan atmosferde yeni fikir ve uygulamalar gibi gösterilerek din-dışı sayıldığı gözleniyor.

Sosyal medyada yayın yapan ‘Tawheed Awakening” adlı kuruluş, söz konusu iddialara cevap verdi:

“Talibanın başka Talibana dönüştüğü iddiasının analizi

Bazıları Afgan Talibanı’nın başka bir Taliban’a dönüştüğü propagandası yürütüyor (yani Taliban değişmiştir diyor) ve bu yüzden onları tekfir etmenin caiz olduğunu savunuyorlar. Ve eski Taliban’ın gerçek mücahitlerden oluştuğunu ve El Kaide’nin de (mesela Usame Bin Ladin’in) onlara biat etmesinde sorun olmadığını iddia ediyorlar.

Bu görüşün propagandasını yapanlarla aynı fikirde değilim, çünkü ben Taliban’ın akide ve menhecinde ilk günden beri bir değişiklik görmüyorum. Eğer tekfir etmek veya tekfiri onlara yakıştırmak istiyorsan o zaman bunu Hazimiler gibi yap, yani başından beri tekfir et (Hazimiler’in* tekfiri doğru mu değilmi konumuz bu değil ve şu an bunu tartışacak da değiliz) çünkü, şu an küfür zannettiğin hususlar eskiden beri Taliban’da bulunuyordu:

1.Taliban milliyetçilik savaşı yürütüyor, çünkü savaşlarını Afganistan hudutlarınca sınırlandırıyor.

(Ben diyorum ki, onlar ilk günden beri Afganistan sınırları dahilinde savaşıyorlar)

2.Onlar sapık Diyobendi’dir.

(Ben diyorum ki, Taliban ilk günden beri Diyobendi’dir**)

3.Onlar Pakistan İstihbaratının ISI ajanlarıdır.

(Benim gözlemlerime göre, Taliban ile ISI arasındaki ilişki, işbirliği veya ateşkes aslında geçmişten bu yana azalmıştır. Yoksa unuttunuz mu Sovyetlerin işgalinde Pakistan Ordusu Arap mücahitlerin Afganistan’a geçebilmesi için tüm kapılarını açmış ve onlara hatta ABD ve Suudi Arabistan’dan gelen silah ve diğer mühimmat desteği sağlamıştır. Kuetta Şurası ve Akora Xattak Medresesi rollerini kim unutmuştur ki? Hatta Molla Ömer’in Pakistan ordusuna karşı eylem yapmayı yasakladığı hakkında genişçe yayılmış haberleri bile hatırlıyorum.)

4.Taliban’ın kafirler ile ilişkisi bulunmaktadır ve onlardan yardım alıyorlar.

(Bunda yeni hiç bir şey yok ve yukarıda da aktardığımız gibi, onlar bunu yıllardır yapıyorlar.)

5.Taliban kafirlerle iyi ilişkiler istiyor ve onlardan onaylama bekliyor.

(Taliban sempatizanı olarak kafirleri oyalamak için ister buna hile dersin veya Taliban karşıtı olarak istersen küfür dersin, benim bildiğim Taliban ilk günden beri bunu yapmakta. Molla Ömer’in Birleşmiş Milletler üyeliği için uğraşması bunun örneğidir.)

6.Taliban mürted devletlerin yöneticilerini (sözde Müslüman devletlerin yöneticilerini) açık tekfir etmiyor ve onlara karşı cihat etmiyor.

(Eskiden bunu yapıp yapmadıklarını ispatlamak iddiayı ileri sürenlerin yükümlülüğüdür.)

7.Taliban denetim altındaki topraklarda Şialara karşı savaşmıyor.

(Taliban yönetimi devrinde tek bir Şianın Taliban tarafından öldürüldüğünü hatırlamıyorum)

8.Taliban uyuşturucu şebekeleri ile pazarlık içinde ve onlara şeriat gereği hadler uygulamıyor.

(Bu da yeni bir şey değil ve benim bildiğime göre Celelabad’ın düşüşünden beri Taliban had uygulamıyor. Tüm bu aktardıklarımızdan sonra onları, Taliban’ın değiştiği ve farklı bir Taliban’a dönüştüğüne düşünmeye sevk eden nedir henüz anlamış değilim.

Bu yüzden bu gibi propaganda yapanlar böyle iddaları ileri sürmeden önce daha fazla araştırma ve inceleme yapmalı ve hatta kendilerine şöyle soru sormalı; Taliban ilk günde hangi hal üzere olmuşsa şimdi de aynı hal üzere, o zaman değişen ben değil miyim? Ve ben siyasi esinlenmişlikle tekfir etmiş olmuyor muyum?

Eskiden tüm yukarıda aktarılanları yaparken problemli olmayan Taliban, yoksa benim sevdiğim gruba biat etmeyince tüm bu aktarılanlar bana negatif görünmeye başlamış ve Taliban’ın mürted oluşmasına sebep mi olmuştur?

Yoksa her halükarda düşünüyorsun ki, yukarıda aktarılanlardan dolayı Taliban ilk günden riddet işlemiştir, o zaman bu senin görüşündür, fakat tüm bunlardan sonra nasıl da aynı dille Usame’nin, Zerkavi’nin, Evlaki’nin, Abdullah Azzam’ın ve.s, menheci üzere olduğunu savunmaya kalkışıyorsun? Ve hem de Taliban sancağı altında savaştıkları için Hazimilerin onları (mesela Usame Bin Ladin’i) tekfir etmesine karşı gelmemelisin.

Molla Ömer, Taliban’ı Birleşmiş Milletler’den üyelik ricasında bulunmuş*** ve Nizamuddin Şamsai buna tanıklık etmiştir. Buna rağmen, bu cahil topluluğu ahmaklar, ümmetin içinden cahilleri kandırmaya ve inandırmaya çalışıyorlar ki, Molla Ömer’in Taliban’ı mücahit, şimdiki Taliban ise mürted olmuştur.

Hazimiler gibi cesaretin varsa, neden Talibanı tekfir ettiğin aynı sebeplerden dolayı Molla Ömer’i de tekfir etmiyorsun? Çünkü bu Usame, Zerkavi ve Molla Ömer’e bağlı diğer mücahitler için de riddeti gerektirecektir, öyle değil mi?

Molla Ömer’in Talibanı uluslararası sınırları kabullenmiş ve hürmet etmiştir, Birleşmiş Milletler’den üyelik talebinde bulunmuştur, Pakistan, Suudi Arabistan ve diğer ülkelerde elçilikleri bulunmuştur. Hatta bir defasında Pervez Muşerref, Molla Ömer’e araba hediye etmiş fakat Molla Ömer bunu geri çevirmiştir. Düşünsenize bugün aynı Pakistan hükumeti şimdiki Taliban liderine araba hediye etse neler olur?

Usame bin Ladin ve El Kaidesi, Ebu Musab Zerkavi ve Irak El Kaidesi, Molla Ömer’e biatlı idiler. Bu yüzden tekfir, Molla Ömer’e bağlı tüm eski mücahitlerin tekfirini gerektirecektir.

Dikkat etmemiz gerekir ki günümüz Haricilerinde bulunan münafıklık sıfatıdır ki, bizleri Taliban başka Taliban’a veya El Kaide başka El Kaide’ye dönüşmüştür sözleriyle kandıramasınlar. Önceki cihat tarihine bakarak sakın Haricilerin kendilerine biat etmeyenler hakkında yalan ve iftira sözlerine inanma.”

Mütercim notları:

*Hazimiler, Suudi Arabistan asıllı ve 2015 yılında tutuklanan Ahmed El Hazimi isimli ilim adamından takipçileridir. Cehalet özür meselesini dinin aslından sayarak cehaleti özür görenleri tekfir ediyorlar ve onları tekfir etmeyenleri de tekfir ediyorlardı. Bu görüş, El Kaide’nin görüşleriyle zıttır.

**Örgüt olarak adlandırılamayacak kadar büyük bir yapı olan Taliban’ın içinde Diyobendiler olsa da Taliban’ın tamamen Diyobendi olduğunu iddia etmek gerçek dışı olacaktır. Dr. Eymen Ez Zevahiri, Asya’nın Sesi Haber Merkezi tarafından tercüme edilen 2007 yılındaki bir konuşmasında ‘tüm dünya Cemaatlerine Afganistan’a gelerek Molla Ömer’den akide dersi alıp daha sonra döneceklerse ülkelerine dönmelerini tavsiye ediyorum’ demişti.

***Taliban’ın Birleşmiş Milletlere girişiyle ilgili uzun bir analiz yazısını Ebu Musab Suri ve Yusuf El Uyeyri’nin kitaplarından yapılan alıntılarla önümüzdeki günlerde yayınlayacağımız bir makalede inceleyeceğiz.

 

  Bu yaziya ait etiketler:
  Kategoriler: