Bölgesinde Ateş Ekiyor: Birleşik Arap Emirlikleri

Bölgesinde Ateş Ekiyor: Birleşik Arap Emirlikleri
Temmuz 10 21:53 2019

Birleşik Arap Emirlikleri, 2013’te Mısır’daki darbeyle öne çıksa da bölgedeki pek çok operasyonda parmağı bulunan bir ülke. Körfez’de krizlere de sebep olan BAE, bazı Orta Doğu ve Afrika ülkelerini hem ekonomik hem de siyasi kıskaca almış durumda.

Orta Doğu ve Kuzey Afrika, 2010-2011 yıllarında “Arap Baharı” diye adlandırılan halk ayaklanmaları sürecine girdi. Halklar, yönetimleriyle ilgili taleplerini dile getirmeye çalışırken, pek çok aktör de bölgedeki boşluklardan yararlanıp kendi ajandalarına göre hareket etmeye başladı.

Planlarını devreye sokan ülkelerin başında Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) geliyor. Bu ülkeler, Batılı güçlerle diplomasi süreçlerine askeri unsurları da katarak bölgede etkin olmaya başladı.

Birleşik Arap Emirlikleri, bölgedeki halk ayaklanmaları ve özellikle Mısır’da, seçilmiş ve geçen haziran ayında hayatını kaybeden Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye düzenlenen askeri darbeye kadar, ekonomik faaliyetleriyle anılan bir ülkeydi.

Abdülfettah es-Sisi’yi iktidara getiren darbe sonrası BAE, Suudi Arabistan ve Mısır, bir blok halinde hareket etmeye başladı.

Bu noktadan sonra, ticari güç BAE’nin Libya, Yemen ve Afrika’daki faaliyetlerine kısaca bakalım.

– BAE’nin asıl tehdit olarak belirlediği ülkelerin başında İran var.

– Haliyle başat müttefiklerinden biri olarak ABD öne çıkıyor.

– Libya, Yemen, Suriye, Irak gibi ülkelerde askeri operasyonlara katılıyor.

LİBYA

Birleşik Arap Emirlikleri, Libya’da hem hava operasyonları düzenliyor hem de uluslararası meşru hükümete karşı savaşan Halife Hafter öncülüğündeki Libya Ulusal Ordusu’na destek veriyor.

BAE’nin 2014’ten beri Halife Hafter’e koşulsuz ekonomik ve askeri yardımı var.

Özellikle “terör örgütü” olarak tanıdığı Müslüman Kardeşlere karşı savaşında, Hafter’den yararlanıyor.

Batı menşeli silahlar ortaya çıktı

BAE’nin desteğinden güç alan Hafter de nisan ayında başkent Trablus’u ele geçirmek için saldırı emri verdi. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından desteklenen Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ise, karşı operasyon başlattı.

UMH, Hafter güçlerinden Giryan kentini aldıktan sonra, kentte BAE tarafından Hafter’e temin edildiği belirtilen çok sayıda anti-tank füzesi ve insansız hava aracı (İHA) ele geçirildi.

Ele geçirilen silahlar arasında en dikkat çekeni, anti-tank füzesi Javelin oldu.

Hafter birliklerinin geride bıraktığı silahlar, Abu Dabi ve Washington’ı zor duruma düşürdü.

BAE, silahların kendisine ait olduğunu yalanlasa da ABD bu ülkeye silah satışının kesilmesini tartışmaya başladı bile.

Silah gönderme tartışmaları yeni değil

BAE’nin Libya’ya silah göndermesiyle ilgili tartışmalar da ilk kez dünya gündeminde değil.

Libya’ya gönderilecek silahlarla ilgili BAE Genelkurmay Başkan Yardımcısı İsa el-Mezrui ile dönemin Mısır Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü, bugün ise Mısır İstihbarat Başkanlığı görevini yürüten Abbas Kamil arasında geçen ses kayıtları, 2014’te basına yansıdı. Ses kayıtlarına göre, iki yetkili Libya’ya gönderilecek silahların hangi gruplara dağıtılacağını görüştü.

Ayrıca BM uzmanları raporlarında, Hafter’in hakim olduğu Bingazi’nin doğusundaki El-Merc şehri yakınlarında bulunan El-Hadim Askeri Üssü’nün BAE tarafından işletildiğini yazdı.

Raporda, Mart-Kasım 2017 arasındaki uydu fotoğraflarına göre üssün geçirdiği değişim aktarılırken, apron alanının 2 katına çıktığı belirtildi.

Savunma işleriyle ilgili bir İngiliz haber sitesi, hava üssünde BAE’nin sağladığı AT-802 sınır devriye uçaklarının yanı sıra Çin yapımı silahlı insansız hava araçları (SİHA), Sikorsky UH-60 tipi helikopterlerin Hafter güçlerine destek olduğuna yer verdi.

Olağan şüpheli BAE

BM uzmanları, bu yıl Trablus’a yapılan saldırılarda havadan karaya atılan Çin yapımı Blue Arrow füzesi tespit etti.

Çin yapımı Blue Arrow füzesinin dünyada yalnızca Çin, Kazakistan ve BAE ordularının envanterindeki Çin yapımı insansız hava aracı Wing Loong’dan ateşlenebiliyor olması da gözleri bir kez daha BAE’ye çevirdi.

Peki BM’nin 2011’den beri uyguladığı silah ambargosuna rağmen bu silahlar ülkeye nasıl girdi? Bu soru şu aşamada cevapsız.

YEMEN

BAE, Suudi Arabistan ile birlikte İran destekli Husilere karşı başlatılan operasyonun da başat aktörlerinden biri.

Abu Dabi yönetiminin, 2015’te başkent Sana ve çevresini ele geçiren Husilere karşı Suudi Arabistan öncülüğünde başlatılan askeri operasyonda önemli rolü var.

TRT

 

  Bu yaziya ait etiketler:
  Kategoriler: