Gazeteci Kaşıkçı Hakkında Ebu Katade Ve Makdisi’den Birbirlerine Zıt İki Açıklama

Gazeteci Kaşıkçı Hakkında Ebu Katade Ve Makdisi’den Birbirlerine Zıt İki Açıklama
Ekim 10 12:35 2018

 

Asya’nın Sesi Haber Merkezi

Dünya, Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı’yı konuşuyor. 2 Ekim’de Suudi Arabistan Başkonsolosluğuna girdikten sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Kaşıkçı’nın öldürüldüğü değerlendiriliyor.

Amerika Birleşik Devletleri ABD Başkanı Trump’ın yanı sıra BM Genel Sekreterliği, Türkiye Cumhurbaşkanlığı ve Suudi Arabistan’dan da Kaşıkçı hakkında açıklama geldi.

1991 – 1999 yılları arasında El Medine Gazetesinin yazı işleri müdürlüğü ve genel yayın yönetmenliği vekilliği görevini üstlenen Kaşıkçı, bu süreçte Afganistan gibi ülkelerden haberler yayınladı, 1987-95 yılları arasında El Kaide lideri Usame bin Ladin ile Afganistan ve Sudan’da söyleşiler yaptı.

Küresel Cihat Ekolünün tanınan yazarlarından Ebu Katade El Filistini ve Ebu Muhammed El Makdisi de Cemal Kaşıkçı hakkında açıklamalar yapanlar arasında.

Ebu Muhammed El Makdisi, daha önce HAMAS Lideri Ahmet Yasin hakkında olduğu gibi Cemal Kaşıkçı hakkında da Ebu Katade El Filistini’nin aksine görüş savundu.

Makdisi, Cemal Kaşıkçı’ya ‘Allah rahmet etsin’ diyen Ebu Katade’nin aksine ‘Ben (IŞİD’in dini lideri Türki) Binali’ye rahmet okuyorum fakat Kaşıkçı’ya dilemiyorum’ şeklinde açıklama yaptı.

Makdisi’ye göre IŞİD’in  diğer Müslümanları kafir görerek öldürülmesi yönündeki fetvaları veren dini lideri Türki Binali ‘önce ve daima tevhid’ anlayışı kapsamında rahmet okunması gereken biri olarak değerlendirilmeli.

Ebu Katade El Filistini, Gazeteci Cemal Kaşıkçı hakkında şunları söyledi:

“Bazı sayfaların Cemal Kaşıkçı’nın benim hakkındaki görüşlerini açıkladığı eski twitlerini tekrar yayınladıklarını gördüm. Bu twitlerinde bazı gazetecilerin iddia ettiği bazı selefilerin (!) bende değişim gördüğü fikrine reddiye olarak benimle karşılaştığını ve sonrasında davranışlarımı takip ettiğini ve bende bir değişim göremediğini yazmıştı. Onunla karşılaşmam ise şöyle olmuştu : Londra’da cuma namazı ve dersler için kiraladığımız bir mekanda hutbe veriyordum. O da oradaydı. Hutbeden sonra yanıma gelerek konu hakkında tafsilat istedi ve benimle münakaşa etti. Sonrasında ise bir röportaj teklifinde bulundu. Ben ise aralarında ideolojik farklılıklarında bulunduğu birtakım sebepler beyan ederek teklifi reddettim. MBC televizyonundaki bir programa ikimizde davet edilmiştik. Taifetul mansura hakkındaki görüşlerim dolayısıyla bana sert bir şekilde karşı koydu. Bana ise yeteri kadar süre verilmemişti. Hapisten çıktığım dönemde de çocuklarımızın aynı okulda okuması sebebiyle sürekli karşılaşıyorduk. Çocuklarımızın arası da bayağı iyiydi.

Allah Cemal Kaşıkçı’ya rahmet etsin.”

Ebu Muhammed El Makdisi ise şunları söyledi:

“Ölçümüz Önce ve Daima Tevhid’ olduğu için (Turki) Binali’ye rahmet dilerken Cemal Kaşıkçı’ya dilemeyiz.

22 sene önce Suvaka hapishanesi yönetimi beni çağırınca oda da meşhur bir gazeteciyle karşılaştım. Bana Vasat dergisinin görevlisi olduğunu söyleyince bende benim gibi terörden yargılanan cihatçı biri için böyle bir izin alabilmelerine dair olan şaşkınlığımı ilettim. Çünkü bu istihbarat teşkilatının izni dışında imkansız birşeydi. O ise bu izni teşkilattan Cemal Kaşıkçı’nın aldığını söyledi. Onun adını ilk kez bu sırada duymuştum.

Ben ise davetimin yayılmasını istediğim için röportaj teklifini kabul ettim ve tevhid ve demokratik düzenler meselesini apaçık bir şekilde anlattım. En sonunda ise gazeteciyi konuşmaları değiştirmemesi gerektiği konusunda uyardım. O ise , buna gücü yettiğince çabalayacağını söyledi. Fakat Cemal Kaşıkçı’nın hedefi kin tuttuğu tevhid davetinin yayılması olmadığı için sözlerimden çoğunu sildi ve başlığı ‘ Şiddet (cihad değil) farzdır ve demokrasi şirktir’ diye attı. Aynı şekilde beni büyük Riyad patlamalarıyla da ilişkilendirmeye çalıştı.

Cemal Kaşıkçi temiz bir insan değildi. Ömrü boyunca sistemin yardımcısı , dostu ve savunucusu oldu ve hassa görevlerde bulundu. Sonrasında ise bu durumda birazcık bir değişim meydana geldi. Fakat bu tevhid bağı sebebiyle değil de siyasi meselelerden dolayıydı. Sonraları ise Erdoğan’ın dini kılıf giydirilmiş laikliğine katıldı.

Kaşıkçı demokrasi ilave edilmiş laikliği kurtuluş yolu olarak görürdü. Bunun için İhvan’ın ‘Çözüm yolu İslam’dır’ olan sloganını ‘Çözüm yolu demokrasidir’ diye değiştirmesini umardı.

Vatan ve Vasat gibi dine savaş açmış bazı gazetelerde önemli görevlerde bulundu.

Cemal Kaşıkçı, hakkında sözün uzatılmayacağı ve rahmet dilenilmeyecek biridir.”

IŞİD’in Başlattığı Tartışmada Ebu Katade Ve Makdisi’den Birbirlerine Zıt İki Açıklama

IŞİD’in Suriye ve Irak’ta sahip olduğu toprakları kaybetmesinin ardından Afganistan ve Mısır’daki Sina Yarımadasına ‘taşındığı’ rapor ediliyor.

Örgütün Sina Vilayeti adındaki Mısır kolu, Ocak ayının başlarında bir video yayınlayarak HAMAS’a savaş ilan etmişti. Sosyal medya aracılığıyla paylaşılan videoda HAMAS ve aralarında Ahmet Yasin’in de bulunduğu HAMAS liderleri de tekfir edilmişti.

Irak kökenli örgütün maktul sözcüsü Ebu Muhammed Adnani, dünyadaki tüm İslami cemaat ve grupların sonunu getirene kadar onlarla savaşmaya devam edeceklerini söylediği bir konuşmasıyla hatırlanıyor.

Sina Vilayeti örgütü tarafından yayınlanan videoda IŞİD’in Gazze’de savaşacağı vaadinde bulunulduktan sonra ‘Müslümanlar’ HAMAS’a karşı savaşmaya çağırıldı.

İsrail’e karşı etkin operasyonlarıyla tanınan İzzeddin El Kassam Tugaylarına silah temin ettiği iddia edilen bir kişi de videoda infaz edilirken görüldü.

IŞİD’in Ahmet Yasin’i ve HAMAS’ı tekfir eden açıklamalarının ardından gündeme gelen konu, ilgilileri tarafından tartışıldı.

Ürdünlü ilim adamı Ebu Katade El Filistini resmi sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada IŞİD’in Ahmet Yasin’i tekfir edişinin karşısında duran bir tavır sergiledi.

Küresel cihat ideologlarından Ebu Katade El Filistini, Ahmet Yasin’i öven bir de şiir paylaştı.

Ebu Katade Filistini, şiir paylaşımını şu ifadelerle yaptı: “Bu, Ahmet Yasin’i tekfir eden cehennem köpeklerine bir cevaptır. Allah onlara hakkettiklerini versin.”

Ebu Katade El Filistin’i Ahmet Yasin’e övgüler içeren şiiri sosyal medya hesabından takipçilerine ulaştırdı.

Ebu Katade El Filistini gibi Ürdünlü olan diğer bir ilim adamı, Ebu Muhammed El Makdisi ise IŞİD’in gündeme taşıdığı tartışmada Ebu Katade’nin aksine görüşler ifade eden Müslümanlara nasihatler kullanıcısının yazdıklarını paylaştı.

Paylaşımda şunlar ifade edildi:

“Bunlar, İslamcılardan da Cihadçılardan da çoğunun övgülerde bulunduğu meşhur Şeyh’e seçilmiş sorulardır ve şunlar ise onun cevaplarıdır;

Soru: “Ancak Filistin halkı demokratik bir devlet istiyor.. Siz neden buna kati bir şekilde karşısınız?

Şeyh’in cevabı: “Ben de seçimleri kazananların içinde bulunduğu yürütme organıyla çok partili demokratik bir devlet istiyorum.”

Soru: “Komunist parti kazanırsa eğer, duruşunuz ne olurdu?”

Şeyh’in cevabı: “Komunist parti kazansa bile Filistin halkının tercihine saygı gösteririm.”

Soru: “Seçimler Filistin halkının çok partili demokratik bir devlet istediğini gösterirse o zaman duruşunuz ne olacak?”

Şeyh’in cevabı: “Vallahi biz şerefe ve hakka sahip olan bir halkız. Eğer Filistin halkı İslam Devletini reddettiğini ifade ederse ben burda da halkın arzularına ve iradesine saygı duyarım.”

Bizim ise anlayışları düzeltme bağlamında bugünkü sorumuz şudur:

Bu sarih batıl sebebiyle bu sözleri kimse eleştirdi mi veya methiyelerde mi bulundular; veya hatalarını mı beyan ettiler?  O (eleştiren) inatçı bir ahmak mıdır bir harici mi yoksa şer odaklarından biri mi?

Tevhidi anlayışa sahip akiller topluluğu cevaplayacaklardır:

Eleştiren kesinlikle onlardan değildir ve bu şeyh kim olursa olsun hatalarını, Tevhidin vacipleri ile çatışan açıklamasını belirtmek, bu sözlerden beri olmak, onu öveni eleştirip günahlarını çürütmek vaciptir. Çünkü Tevhid şeyhlerden ve insanlardan daha büyüktür. Onu savunmak muhafaza etmek ve Müslümanların kalplerinde akidelerinde sözlerinde ve amellerinde şaibelerden pak tutmak vaciplerin en vacibi ve amellerin en büyüğüdür.

İşte %100 sağlam hakiki ve sahih cevap budur.

Pekala; bu cevaplara karşı konuşabilecek misiniz? Bu cevapların sahibinin Hamas Hareketi’nin kurucusu Ahmed Yasin olduğunu biliyor muydunuz?”

HAMAS ve Ahmet Yasin Hakkındaki Diğer Görüşler

Makdisinin paylaştığı Müslümanlara nasihatler mesajında “Bunlar, İslamcılardan da Cihadçılardan da çoğunun övgülerde bulunduğu meşhur Şeyh” şeklinde ifade edilse de ‘cihatçıların’ liderlik kadrosunun tamamının fikirbirliği ile Ahmet Yasin’e övgüler düzdüğü biliniyor.

Usame Bin Ladin

Küresel Cihat Ekolünün önde gelen liderlerinden Usame Bin Ladin, Ahmet Yasin’i övüyor ve Onun için Allahtan rahmet dileyen dualarda bulunuyor.

El Kaide’nin kurucu lideri Bin Ladin, Ahmet Yasin’in intikamını alacağına dair söz veren açıklamasıyla hatırlanıyor.

Dr. Eymen Zevahiri

El Kaide lideri Dr. Eymen Ez Zevahiri de Ahmet Yasin’in Müslüman bir lider oluşuna tanıklıkta bulunanlardan biri.

Dr. Zevahiri Ahmet Yasin hakkında şöyle söyler:

“Ben, Ahmet Yasin’i (Allah kendisine rahmet etsin) Ümmetin bu asırdaki en ali liderlerinden biri olarak görüyorum ve O da bunu şehadetiyle kendisine zulmedenlere, terk edenlere ve cesaretini kıranlara karşı kanıtlamıştır.

Allah’tan niyazımız onun salih amellerini kabul etmesi, kendisine Cenneti bahşetmesi ve hayırda da bizi ona katmasıdır.

Atiyetullah El Libi

El Kaide genel emiri ve örgütün fikir liderlerinden Atiyetullah El Libi de A’malul Kamile adlı eserde konu hakkındaki şu görüşleriyle tanınıyor:

Cihadi hitap(söylem)… Neye muhtaç?

Birçok mücahidin söylemlerinde ve muhalifleri ile özellikle belirli gruplarla muamelelerinde ıslaha ve yol göstermeye ihtiyacı var. Ve de önceliklerin, önemli ve vurgulanması gereken belirli meselelerde daha derin ve eksiksiz bir şekilde kontrole ihtiyacı var. Muhalefete karşı muhalif olarak, reddederek, nasihat ederek, şefkat ya da zorla, şiddetle ya da incelikle, kolaylaştırarak zorlaştırmayarak, müjdeleyerek nefret ettirmeyerek, tevazu, adalet, insaf ve faziletle, kibarca ve insafla ve de genel olarak hikmetle muamele etmek büyük bir fıkıhtır. Her insan için önemli olan ilmi bir konudur. Nasıl ki Allah yolundaki mücahitler dinin sancağını taşıyanlardır, onu savunanlar ve akideyi koruyanlardır, bu yüzden onlar bu ilme ve fıkha en çok ihtiyacı olanlardır. Her mücahide eğitim karargahlarında kalaşnikof ve patlayıcılar hakkında eğitim verildiği gibi bu konu hakkında da özel kurslar verilmesinde bir mahsur yoktur.

İhvan-ı Müslimin cemaati hakkında

İhvan-ı Müslimin kendisine çeşitli grupların mensup olduğu büyük bir cemaattir. Onların bazıları salih bazıları ise öyle değildir. İçinde birçok ihtilaf vardır. Ve cemaatin yapısı bunu içinde barındırıyor, özellikle geçmiş 10 yılda…

Ve cemaat hakkında; bir cemaat olarak konuşmak başka bir şey ve o cemaatin fertleri ve ona mensup olanlar hakkında konuşmak başka bir şeydir. Biz bir insan hakkında değer biçerken ondaki iyiliğe, doğruluğa, takvaya, faydalı ilmine ve salih amellerine bakarız. Falanca cemaate mensup olması ise onun salih ameli mi yahut hata yaptığı bir şey mi? buna bakmak ise ikinci planda kalan bir iştir. Eğer salih amelinden ise bu onun iyiliğini arttırır. Eğer yanlışsa ona Müslümanların genel hatalarına ve alimlerin özel hatalarına karşı muamelemizde  sergilediğimiz tutuma göre davranırız.

Hamas’ı ihanetle ve riddetle suçlamak doğru mudur ?

Hamas’ı ihanetle suçlamak ve onu mürted olarak nitelendirmek vs. Şer’an  caiz midir?  Hayır… Onu mürted olarak vasıflandırmak ya da onu küfürle suçlamak caiz değildir. Aksine bu bir hatadır. Gerçekten bu, gençlerimizi her yerde uyardığımız, sakınmaları gereken ve bir kişiye hüküm vermede aceleci davranmamaları gereken, hata ve tevilin olabileceği konulardandır. Hata büyük olsa bile bu böyledir. Ancak engelin olamayacağı ve mazeretin kabul edilmeyeceği bir mesele bunun dışındadır. İhanet iddiasına gelince, biz bunu meşru görmüyoruz. Ancak onlar hakkında ya da daha yerinde bir ifade ile onların çoğu hakkında zannımız şudur ki onların emirleri ve alimleri iyi şeyler istiyorlar ve dine yardım etmek için çalışıyorlar . Dine uyabilecekleri kadar uyuyorlar ve onlar Allaha hamd olsun hain değiller hainliğe yakın bile değiller, Allah muhafaza.

Buna rağmen eğer kimi insanlar onların hatalı fiillerinden kaçınmak, hatanın reddinde tavizsiz davranmak için hatayı belirleme esnasında hain ifadesini kullanırlarsa, onlara Müslümanların davasına ihanet ettiniz, Allah’ın cihad emanetine ihanet ettiniz derlerse bu emir, nehiy ve inkar için mümkün olabilir. Eğer bu ifade, söyleyenlerden ihlas nasihatten dolayı ve dini müdafaa etmek ve onu korumak için çıktıysa adaletli olmalı, haddi aşmamalı ve zulüm etmemelidir. Ve eğer bu şartlar sağlanmazsa kullandığı ifade sahibine aittir, söylenene değil.

Hamas hükümeti tağuttur diyebilir miyiz?

Biz Hamas hareketi hatta Hamas hükümeti tağuttur demiyoruz. Çünkü onlar Müslümanlar ve hayra tevil ediyorlar fakat hataya düştüler.

Cihadi hareket gençlerinin tekfir konusuna yönelmesi

Tekfir meselesi genel olarak bizim daima uyardığımız en ciddi meselelerdendir. Mücahit gençleri onun tehlikesine karşı uyarıyoruz ve onlara diyoruz ki: “Tekfir işini güvendiğiniz alimlerimize bırakın. Herhangi birinin bu konulara müdahil olması ne uygundur ne de caizdir. Çünkü o çok tehlikeli bir iştir büyük alimler, imamlar dahi onda hataya düşmekten korkuyorlar ve daima selamet yolunu diliyorlar. Ve diyorlar ki : ‘Dinde selameti hiçbir şeye denk tutmayız.”

Bu yüzden, sıradan bir genç için Allah’a ve Rasulullah’ın getirdiği her şeye icmali (genel) olarak iman etmesi, aynı şekilde tağutu da icmali olarak reddetmesi yeterlidir. Kişinin, bu hususa ilişkin detaylar ve muayyen bir şahıs ya da grubun  kafir olup olmadığı keza bir fiili sebebiyle dinden çıkıp çıkmadığı ve buna benzer cüz’i meselelerde hüküm vermek kişinin ilmi seviyesine göredir. Çünkü bu meseleler içtihat, fetva ve şer’i hükümlere dayalıdır.

Dolayısıyla, bu bahislerde ilmi olmayan biri ya sukut etmeli ya da “Bilmiyorum” demelidir. Bu cevap kişinin ne imanına ne de dinine zarar verir, aksine bu tavrı takınmak imanın mühim gerekliliklerindendir. Bilmeyen kişinin bu meselelere ilişkin konuşması yahut hüküm vermesi ve bu kararında ısrarcı olması caiz değildir. Bu kişi ancak bir alime tabi olmak yoluyla onu taklit edebilir. Bunun yanı sıra ‘Bilmiyorum, alimlere sorun’ demelidir. Sonrasında eğer güvenilir, şer’i ilimlere hakim olmalarıyla bilinen bu alimler hüküm verirse onlara tabi olmaları ve onları taklit etmeleri gerekir.”

Ebu Velid El Ensari

El Kaide’nin baş-kadılık görevini yürütmüş Ebu Velid El Ensarinin de’ HAMAS’ı tekfir etmenin dinde aşırılık yapan tekfircilerin görüşü olduğu’ yönündeki görüşlerini belirttiği risaleleri bulunuyor.

Ebu Muhammed El Makdisi’nin IŞİD’e Mektubu

Ürdünlü ilim adamı Ebu Muhammed El Makdisi, 2014 yılında kaleme aldığı ‘Sadıklara Mektup’ adlı yazısında IŞİD’in dini fikirleri kendisinden öğrendiğini belirtmişti.

Makdisi, şunları yazdı:

“Beni bu nasihatleri yazmaya çağıran,  öncelikle din kardeşi olmamız açısından sana olan hırsım, senden önce de İslam ve cihadın kötü gösterilmemesine olan isteğimdir. Yine bunları yazmama neden olan diğer şey ise, boynumda taşımış olduğum emanettir. Sen ve benzerlerin, benim en belirgin davetçilerinden olduğum menhec üzere yetiştiniz. En meşhurları benim kitaplarım olan kitaplarda öğrencilik yaptınız ve hala en barizi benim kitaplarım olan yazılar okumaktasınız. Bunu ancak kibrinden dolayı bir kimse inkar edebilir.”

 

  Bu yaziya ait etiketler:
  Kategoriler: