HTŞ’ye Bağlı Hareket El Muhacirin Ehl Sunne İran Grubu Üyesiyle Röportaj

HTŞ’ye Bağlı Hareket El Muhacirin Ehl Sunne İran Grubu Üyesiyle Röportaj
Eylül 19 21:27 2018

 

Asya’nın Sesi Haber Merkezi

Ortadoğu ve özellikle Suriye ile ilgili çalışmalar yapan Gazeteci Lars Hauch, Heyet Tahrir Eş Şam HTŞ’ye bağlı Hareket El Muhacirin Ehl Sunne İran grubunun bir üyesiyle röportaj yaptı.

Mevlevi Ebu Abdullah ismindeki Hareket El Muhacirin Ehl Sunne İran üyesi, Suriye’ye Kuran’daki ayet nedeniyle göç ettiğini belirtti:

“Size ne oluyor da, Allah yolunda ve ‘Ey Rabb’imiz! Halkı zalim olan şu kasabadan bizi çıkar; bize kendi katından bir veli (koruyucu, sahip) gönder, bize kendi katından bir yardımcı gönder’ diyen zayıf düşürülmüş erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?”

Suriye’ye giderken karşılaştığı zorluklar sorulan Mevlevi Ebu Abdullah, İran parasının değersizliği nedeniyle Suriye’ye gelişlerinin zor olduğunu söyledi. Ebu Abdullah, Suriye yolunda İranlı çok sayıda cihat yanlısının 15 saat karda kalmak da dahil farklı zorluklarla karşılaştığını ve her bir hikayenin ayrı bir kitap olacağını kaydetti.

Mevlevi Ebu Abdullah, daha sonra Suriye’deki İranlı savaşçıların bölgede katıldığı faaliyetleri sıraladı: askeri konular ve zulmedilen, evinden edilmiş halka yardım.

Röportaj Ebu Abdullah’a ‘grubunun müstakil mi yoksa diğer bir grupla bağlı bir oluşum mu olduğu’ yönündeki soruyla devam etti:

“Size şu kadarını söyleyebilirim ki bizim parçası olduğumuz gruplar, bizim için ideal ve herhangi bir yabancı ülkeye bağlı değil.”

Özgür Suriye Ordusu ÖSO ve Ahraruş Şam gibi diğer muhalif gruplarla ilişkileriniz nasıl?

Ebu Abdullah: Allah’ın bize verdiği bu sahada Ö<gür Suriye Ordusu, Ahraruş Şam ve diğerleri gibi farklı ideoloji ve düşüncelerde çok sayıda grup var. İlk günden beri inandığımız her hareketin içinde yer aldık. Örneğin, ÖSO ile Beşşar Esed’e karşı savaşmak için ittifak kurduk.bu sadece bir ittifaktı ve ideolojide ise herkes farklı görüşe sahip olabilir.

IŞİD olarak bilinen İslam Devleti adlı grup hakkında fikriniz ne?

Mevlevi Ebu Abdullah: İlkin herkes onları İslam Hilafetinin hakiki savunucuları olduğunu ve bu yüzden de cihat ve İslam Hilafetiyle en az alakadar kişiler de dahil olmak üzere dünyada herkesi cezbettiğini düşündü. Fakat onların getirdiği yıkımı gördüğümüzde, örneğin kendilerinden başka her grubu tekfir edişlerini, canların onlar için öneminin olmayışını (gördüğümüzde) onların yolunun yanlış olduğu bizim için netleşti. Bunun üzerine onların tekfirciler ve cehennem köpekleri olduğunu ilan ettik ki bu bizim Peygamberimizin sallallahualeyhivesellem hükmüdür.

Ebu Abdullah, gruplarında İran’da yaşayan tüm halklardan bulunduğunu belirtti: Türkler, Beluçlar, Kürtler ve sahil halkları. İranlı cihat yanlısı, Rejime karşı her savaşta yer aldıklarını ve bunların hepsinde şehitler verdiklerini bildirdi.

Üç yıldır Nusret Cephesiyle birlikte olduklarını ve 26 şehitlerinin olduğunu söyleyen Mevlevi Ebu Abdullah, hayatını kaybeden İranlı cihat yanlılarının fotoğraflarının yer aldığı bir de albüm paylaştı.

 

İranlı Ebu Abdullah’a göre Ahraruş Şam ve Ceyşul İslam gibi grupların cihat amacı yok ve Nusret Cephesi gibi cihat yanlısı grupları yok etmeyi planlıyor.

Hurras’ud Din hakkında ve onların HTŞ’den ayrılması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ebu Abdullah: Burada Şeyh Ebu Muhammed El Cevlani ve Hurras’ud Din ile görüşmeye giden delegeye atıfta bulunabilirim. Hurras’ud Din, Şeyhe ‘Hurras’ud Din hakkında ne düşünüyorsunuz’ diye sordu. Şeyh cevapladı: “Siz bizim kardeşlerimizsiniz fakat aşırısınız.”

Sonra Şeyh onlara sordu: “Siz Heyet Tahrir Eş Şam hakkında ne düşünüyorsunuz?” Cevap verdiler: “Siz bizim kardeşlerimizsiniz fakat eksikleriniz var.”

Türkiye ve diğer gruplar Heyet Tahrir Eş Şam’ı sahadan elimine etmek istese, yaklaşımınız ne olur? Onlara karşı silah doğrultacak mısınız? Yoksa bunu bir savaş sebebi saymayacak ve diğer gruplarla işbirliğiniz devam edecek mi?

Mevlevi Ebu Abdullah: Buna cevap vermek gerçekten zor. Bizim hedefimiz rejimle savaşmak. Allah böylesi bir günü üzerimize getirmesin ve kabusumuz olan bu durumdan muhafaza etsin. Binaenaleyh, eğer saldırıya uğrarsak canımızı, ırzımızı ve evlerimizi koruma hakkımız var. bu, mutlak bir durum. Fakat bundan daha fazlası muhtemelen bizim için münasip olmayacaktır.

Mevlevi Ebu Abdullah, son olarak Dera’da yaşanan ateşkes ve teslimin bir benzerinin de İdlib’te yaşanabileceği yönündeki senaryolara da cevap vererek grupların hepsinin birleşmesi halinde İdlib’in kaybetmeyeceğini belirtti.