IŞİD’in Yakalanan Saldırı Kuvvetler Komutanıyla Örgüte İçeriden Bir Bakış -Tam Metin-

IŞİD’in Yakalanan Saldırı Kuvvetler Komutanıyla Örgüte İçeriden Bir Bakış -Tam Metin-
Ekim 09 16:19 2018

 

Asya’nın Sesi Haber Merkezi

Suudi Arabistanlı bir yayın kuruluşu IŞİD’in Saldırı Kuvvetler Komutanı Ebu Abdulhak El Iraki ile bir röportaj gerçekleştirdi.

IŞİD Lideri Abdulhak El Iraki ile yapılan röportajı Uluslararası Güvenlik Politikaları Araştırmacıları için Türkçeleştirdik:

(IŞİD Videosunda Yaptığı Konuşmadan)

“Bu, raşid Hilafetin sebatkar vilayeti El Furat’taki askerlerinden bir mesajdır. Biz ki bu mesajı kan ile yazarız. Bu, şiddetli bir savaştır; o halde kendinizi hazırlayın. Kollar sıvandı ve başlar kesildi.”

(Suudi Yayın Kuruluşu İle Röportajdan)

“El Furat Vilayeti Valisi ve vilayetlerde yer alan kentlerdeki emirlerin çoğu, (Halifeliğin) tesisinden önce çölde emirlik yapmışlardı. Bu yüzden devamlı İslam Devletinin şehirlerdeki kontrolünü sürdüremeyeceğini düşünüyorlardı. Bu yüzden birgün çöküşü hesap ederek alternatif olsun diye devamlı çölde muasker inşa etmekle meşgullerdi. Çöldeki bu muasker üsleri için çok çaba saf ettiler.”

(Muhabir): “Bu savaşlarda Irak Ordusunu yenebileceğinize inanıyor muydunuz?”

(Abdulhak El Iraki): “Yeterince kuvvetimiz vardı. Bizim güçlerimiz de aşağı yukarı Irak Ordusuna eşitti fakat o süreçteki komutanlarımız bu iş için uygun değillerdi. Svaşları kaybetmemizin nedeni buydu.”

(Muhabir): “Kimi kastediyorsun?”

(Abdulhak El Iraki): “İslam Devletinin komutanlarını.”

(Muhabir): “Komutan kim?”

(Abdulhak El Iraki): “Ebubekir El Bağdadi tarafından çok sayıda kişi atandı. Gerek IŞİD tarafından gerekse de Irak Ordusu tarafından ne zaman bir savaş başlatılsa Ebubekir Bağdadi o özel savaşı yönetecek bir naib atıyordu. Gönderdiği bireyler çok zayıf kimselerdi. Bu savaşları kaybetmemizin nedeni onlardı.”

(Muhabir): “En önde gelenleri kimlerdi?”

(Abdulhak El Iraki): Ebu Eymen El Tunusi, Ebu Tarık El Askeri… Bunlar meşhur olanları.

(Muhabir): “Bunlar, Musul Savaşının komutanları mıydı?”

(Abdulhak El Iraki): “Dışarıdaki. İçerisindekine gelince komutanlar Ebu Yahya El Iraki ve Ebu Salih idi. Fakat Irak Ordusunun kuşatmasının dışındaki komutanlar, Ebu Eymen El Rifi olarak da bilinen Ebu Eymen El Tunusi, Hacı Şakir olarak da bilinen Ebu Tarık El Askeri idi… Bunlardı…”

(Muhabir): “Senin komutanlığını yaptığın Saldırı Kuvvetlerinin görevi neydi? Kimden oluşuyordu? Kaç üyesi vardı?”

(Abdulhak El Iraki): Fetih Bölüğü olarak adlandırılıyordu ve amacı Musul Yolunu ele geçirmekti. Grubu ben kurdum. Acil durumlarda saldırı düzenleme fikriyle çıktı ortaya. Irak Ordusu devamlı saldırıyordu ve genelde de (IŞİD) askerleri savaş için hazır olmuyordu. Her daim orada sadece ribat için olduğunu söyleyen savaşçılar olmuştur. Bu, birçok savaşta problem oluşturuyordu, bu yüzden bende saldırı kuvveti oluşturma fikri gelişti ki bu grubun üyeleri her açıdan uzmanlaşmış olacaktı ve her zaman savaşa hazır olacaktı. Bunun için resmi izin aldım ve uygun askerleri seçmeye başladım. Saldırı Kuvvetlerini bu şekilde kurdum…

Ben Irak Hapishanelerinde tutsak idim; çıktığımda hemen (IŞİD’deki) yerimi aldım. Bu, benim ferdi olarak gerçekleştirdiğim bir operasyon değil. Hapishaneden çıkar çıkmaz, emir oldum.”

(Muhabir): “(IŞİD’in) Örgütün elinde bulundurduğu şehirleri neden kaybettiğini düşünüyorsun?”

(Abdulhak El Iraki): “Alında buna işret etmiştim. İlki, vasıfsız emirler vardı. İkincisi ise zulme mağruz kalan halkın bir son istemesi idi. Temel neden buydu.”

(Muhabir): “Irak Ordusunun askeri kampanyaları sürecinde üst düzey IŞİD liderleri arasında çekişmeler var mıydı?”

(Abdulhak El Iraki): “Çokça. IŞİD liderleri arasında Musul Yolunu alma konusunda büyük ihtilaflar vardı. Ebu Eymen El Tunusi ile Abdullah El Taciki arasında meşhur bir ihtilaf vardı ki bu, Abdullah El Taciki’nin hapsedilmesiyle sonuçlandı ve kendisi görevinden de azledildi. Savaşlar hakkındaki ihtilaflardan dolayı çok komutan zarar gördü.”

(Muhabir): “Şeri emirlerin talimatlarına itaatte bir problem yaşıyor muydunuz yoksa savaşlar sırasında askeri emirlerin sözleri onlardan çok mu geçiyordu?”

(Abdulhak El Iraki): “Dediğim gibi, yoğunluk Şeri emirlerdeydi fakat sonlara doğru askerilerin sesleri, Şerilerin seslerini bastırmaya başladı. Bu da aynı şekilde savaşların kaybedilmesinin sebeplerindendi.”

(Muhabir): “Ebu Nimr Kabilesinden yada El Kaim, Reva, Enah Kabilesinden yahut diğerlerinden sivillerin öldürülmesi konusunda senin ayrı bir fikrin var mıydı? Yoksa buna razı mıydın?”

(Abdulhak El Iraki): “Sözünü ettiğin kişilerin öldürülmesi… Her vilayetin kendi emniyet birimleri vardı. Emniyet Biriminin Şerisiyle görüşecektim. Tüm bunları öldürenler Hilafet divanından gönderilmişti. Yerel emniyet birimin Hilafet divanı üzerinde bir kontrolü yoktur. Gelmiş ve insanları tutuklamışlardı; Vilayet emniyet birimlerinin haberi bile yoktu.”

(Muhabir): “Senin kişisel olarak ne tür ön koşulların vardı? Arapların atanmasına yada sizin bağlarınız bulunan bölgelere yabancı komutanların atanmasına karşı mıydın? Sen aslen Anbarlısın ve bölgeyi iyi biliyorsun. Arap yada Arap olmayan bir emir üzerinde görevlendirildiğinde ne yapıyordun?”

(Abdulhak El Iraki): Bu, İslam Devletinde büyük bir anlaşmazlık konusuydu. Özellikle de Iraklılar seslerini duyurmaya başladıktan sonra muhacirler, Iraklılar üzerinde kontrol sağlayamadı; hatta Reva, Anah, Hadise, Hit yada Musul’da bile. Muhacirlerin kontrolü ellerinde tuttukları yer, Suriye idi. Suriye’de muhacirlerle birçok problemler yaşanıyordu.

IŞİD şu anda hücreleriyle gerilla operasyonlarına yoğunlaşıyor, çünkü doğrunu söylemek gerekirse Irak’ta halk desteğine sahip değiller.

(Muhabir): “Halk desteğine niye sahip değiller? Çünkü siz bölgelerin kontrolünü elinize geçirince orada yaşayanları öldürmeye başladınız. Musul halkını yaktınız ve Ebu Nimr Kabilesinden 500’ün üzerinde ferdi öldürdünüz. Çok sayıda masum insana işkence yaptınız. Eğer düzgün bir şekilde davranmış olsaydınız kontrolünüz altındaki vilayetlerde yaşayan milyonlarca Sünni’nin diğer bölgelere kaçacağını mı zannediyordun?”

(Abdulhak El Iraki): “Başında da sana söylediğim gibi İslam Devletinin topraklarını kaybetmesinin nedeni örgütün uyguladığı zulüm oldu. Bunu kabul ediyoruz.”

(Muhabir): “Ebubekir Bağdadi hakkında görüşün nedir?”

(Abdulhak El Iraki): “Onun hakkındaki görüşüm olumsuz.”

(Muhabir): Nasıl olur? Ona biat ettin ve IŞİD’e katıldın…”

(Abdulhak El Iraki): “O, İslam Devletinin emiri. Onun hakkında olumsuz görüşe de sahip olsam, bu ona karşı asi olacağım anlamına gelmez.”

(Muhabir): “Medya hakkında ne düşünüyorsun? Eğer, benim gibi bir gazeteci yakalayacak olsanız…”

(Abdulhak El Iraki): “Siz, İslam Devletinde meşhurdunuz. Sizin ‘ölüm endüstrisi’ adlı programınız meşhurdu. Bunun cevabını bilmek istemezsiniz.”

(Muhabir): “Duymak istiyorum, ne yapardınız?”

(Abdulhak El Iraki): “Cevabı biliyorsun.”

(Muhabir): “Senden işitmek istiyorum.”

(Abdulhak El Iraki): “Seni öldürmekten başka ne olacak”

(Muhabir): “Beni neden öldürürdünüz?”

(Abdulhak El Iraki): “Bu, İslam Devletinin politikasıdır. “

(Muhabir): “Yani benim bir mürted olduğumu mu düşünüyorsunuz?”

(Abdulhak El Iraki): “Tabi ki. Sadece bu da değil, sen aynı zamanda İslam Devletine düşmanlık yapan bir kuruluşun sözcüsüsün.”

(Muhabir): “Şehirlerin imha edilmesinde Bağdadi’nin kararları büyük rol oynadı…”

(Abdulhak El Iraki): “Kesinlikle. El Bağdadi, kendi fikirlerinde ketumluğu ile bilinir. Etrafındaki hiç kimse ona ‘hayır’ demeye cüret edemez. O ne derse onu yaparlar.”

(Muhabir): “Siz bu meseleleri kendi aranızda da tartışıyor muydunuz yoksa daha yükse rütbelerle mi paylaşırdınız? Korkar mıydınız?”

(Abdulhak El Iraki): “Hayır, bu konuları kendi aramızda da tartışırdık fakat Bağdadi’nin atadığı naib geldiği zaman oturur ve derdi ki: ‘Bağdadi ne derse sadece onu yapın.’”

(Muhabir): “Sivillerin savaş bölgelerinde canlı kalkan olarak tutulmasını sen de destekliyor muydun yoksa gitmelerine müsaade etme taraftarı mıydın?”

(Abdulhak El Iraki): “Bu da Ebubekir Bağdadi’nin hatalarından biriydi. Felluce savaşlarında ne olduğunu gördük. Aileler, İslam Devleti savaşçılarına büyük bir yük teşkil ettiler, aynısı Ramadi bölgesi için de geçerli. Hepimiz ailelerin Musul’dan tahliye edilmesi gerektiğine inanıyorduk. Hacc AbdunNasır, IŞİD üyelerinin ve destekçilerinin 64.000 ailesinin olduğunu söyledi. Tahliye edileceklerini umuyorduk ki yolların Hilafet divanı tarafından tutularak kimsenin Musul’u terk etmesine izin vermeyişlerine şaşıp kaldık.”

(Muhabir): “Canlı kalkan olarak kullanıldılar.”

(Abdulhak El Iraki): “Hiç kimsenin çıkmasına izin verilmedi; ister IŞİD komutanın ailesi olsun, isterse de herhangi bir Müslümanın ailesi. O bir ölüm kalım savaşıydı.”

 

  Bu yaziya ait etiketler:
  Kategoriler: